Sanat Sokağı

Önsöz (İkinci baskı)

Şiir, insanın iç dünyasında sakladığı duyguların yavaşça yüzeye çıktığı bir yolculuktur. Kelimeler bazen bir annenin dokunuşunu, bazen bir şehrin acısını, bazen de yıllar önce unutulduğu sanılan bir hatıranın sızısını taşır. Bu kitapta yer alan dizeler de böyle bir yolculuğun içinden süzülüp gelir; kimi zaman hafif bir dokunuşla, kimi zaman derin bir sessizliğin içinden yükselerek…

Şiirler nedensiz yazılmaz; her şiirin bir öyküsü vardır. Bu nedenle her şiir, zamanın içinde bir yerlere bırakılmış bir duygunun yankısıdır. Bazen bir kırgınlık, bazen bir özlem, bazen de insanın kendi içine tuttuğu bir aynadır. Memleket toprağının kokusu, çocukluğun kapıları, bir vedanın solgun izi ya da bir başlangıcın ince ışığı… Hepsi dizelerin farklı köşelerinde kendine yer bulur. Okur, her şiire kendi penceresinden baktığında başka bir iz, başka bir duygu, başka bir yol görür.

Bu şiirlerde, hayatın gölgesinden ışığa uzanan ince bir çizgi vardır. Hüzünle umut, sitemle kabulleniş, kayıpla dirayet çoğu zaman aynı potada buluşur. Kimi dize bir yaranın kabuğunu aralar; kimi yıllar önce söylenmemiş bir sözün yerine geçer. Kimi, bir milletin ortak acısına dokunur; kimi, insanın içindeki en kırılgan yanları usulca su yüzüne çıkarır.

Duygunun dili zamandan bağımsızdır; bu yüzden geçmişe ait bir imge, bugüne ait bir hisle aynı sayfada buluşabilir. Okur, dizelerin arasında yürürken bazen çocukluğunun sesini duyar, bazen unuttuğunu sandığı bir duyguyla yeniden karşılaşır, bazen de bir kelimenin ardında saklanan insani sıcaklığa rastlar.

Bu kitap, bir hayatın değil; hayatın içinden geçen her insanın ortak izlerini taşır. Her şiir bir soru bırakır, bir cevap arar, bir duyguyu tamamlar.

Kimi zaman göğe bakan bir dua, kimi zaman yeryüzü-ne yazılan bir iç döküş, kimi zaman ise insan olmanın en doğal hâlidir.

Dizelerin burada durmasının sebebi, okuyan gönülde kendi yerlerini bulmalarıdır; kendi yolunu bulan her dizenin, okurun yüreğinde de sessizce karşılığını bulması dileğiyle…

(Önsöz 1.baskı)

Şiir; farklı şekillerde tanımlanmakla birlikte Türk Dili Kurum web sitesine baktığımızda “Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî anlatım biçimi,” olarak ifade edilir. Benim için ise şiir, duygularımı uzun cümlelerle anlatmak yerine, ahenkli, uyumlu, bazen ölçülü bazen serbest dizelerle anlatma şeklidir.

Lise yıllarımdan aklımda kalan, kime ait olduğunu bilmediğim bir söz var: “Şiiri tahlil etmek ormanda hazine aramaya benzer.” Bu söze katılanlar, katılmayanlar olabilir. Ben bu söze katılıyorum. Bazen zevkle okuduğumuz bir şiiri tam manası ile tahlil edemeyebiliriz. Bu durumda tahlil edebildiğimiz kadarıyla hazineye ulaşmış oluruz.

Şiir yazmaya lise yıllarında başladım. İlk şiirim, öğrencisi olduğum Konya Ereğli İvriz Öğretmen Lisesi’nin çıkardığı dergide yayınlandı. Mahalli gazetelere şiirler gönderdim. Ancak süreklilik olmadı. Bir dönem yazmayı bıraktım ve uzun yıllar yazmadım. 2005 yılında yeniden yazmaya başladım. Yazdığım şiirlerin bazılarını antoloji, edebiyat defteri, şiir kolik, blok milliyet, Bende yazarım Ercişliler.net, edebiyat evi web sitelerinde yayınladım. Sözü edilen web sitelerine zaman zaman şiir eklemeye devam ediyorum.

Elinizdeki bu kitap, üçüncü kitabımdır. İlk kitabım Ercişli Şairler Güldeste’yi 2010 yılı Aralık ayında yayımladım. Kitapta Ercişli Emrah’tan günümüze dek Amatör profesyonel ayrımı yapmadan Ulaşabildiğim Ercişli şairler hakkında bilgiler sundum, şiirlerine yer verdim. İkinci kitabım Bir Demet Şiir’i ise 2016 yılı Nisan ayında bastırdım. Şimdi de üçüncü kitabım Sanat Sokağı’nı sizlere sunmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Erol ÇELİK

 

  
540 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam23
Toplam Ziyaret51236
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar44.232644.4099
Euro51.285251.4907
Hava Durumu
Saat